Suluboya, monoprint ve lavi gibi tekniklerle başlayan üretim sürecim, zamanla karışık tekniklerin de dahil olmasıyla evrim geçirdi. Eserlerde sıkça yer verdiğim bitki formları, Sarıcakaya’da bana iyi gelen, dinginlik ve huzur anları yaşatan doğadan izler taşıyor. Mavinin soluk ve iç içe geçmiş katmanlarında gözyaşlarının izlerini, siyah mürekkep ve soyut lekeler, artık kelimelerin konuşmadığı fakat duyguların yoğunlaştığı bir anlatı dili kuruyor.El yazımın bilinçli olarak okunmaz kılınması, bu hikâyelerin izleyiciye değil, bana ait olduğunu ama sezgisel bir temas kurma ihtimalini açık bıraktığımı simgeliyor. Çünkü her hikâye okunmak zorunda değildir; bazıları yalnızca hissedilir.

“Untold Stories”, sanatın evrensel ve sezgisel diliyle kelimelerin ulaşamadığı duygulara tercüman oldu. Beni hafifletti, dönüştürdü. Kendi iç sesimi kâğıda mühürlediğim bu seriyi, yaşamın kaynağı olan doğaya ve hayatıma iz bırakan insanlara ithafen sunuyorum.